Home » GÜNÜN İÇİNDEN » İnsanlığın Distopyası Kapitalizm – Erol Zavar

İnsanlığın Distopyası Kapitalizm – Erol Zavar

Bir yıldan fazla zamandır süren ve görünüşe bakılırsa daha uzun zaman sürecek olan pandemi, kapitalizmin, insanlığın başına gelebilecek felaketlerle baş edebilecek yeteneğinin de, niyetinin de olmadığını gösterdi. Dünya ilk kez felaketle karşılaşmıyor elbette. Neredeyse her yıl dünyanın bir kaç yerinde deprem, sel, yangın, fırtına, kuraklık gibi felaketler yaşanıyor. Bunlar yerel kaldığı için, kapitalizmin bu niteliği de yerel düzeyde anlaşılıyor ve kolayca bilinçaltını itiliyor. 1918’de ki İspanyol gribinden sonra ilk kez bu ölçüde yaygın bir felaketle karşı karşıya kalınması, kapitalizmin distopyaya dönüşümünü açıkça ortaya koymuş oldu.

 Salgın daha pandemi boyutuna erişmeden önce kolaylıkla önlenebilirdi. Basit fakat kararlı birkaç tedbirle bulaş zinciri kırılır, salgın yayıldığı birkaç ülkede sönümlendirilebilirdi. Sermaye sınıfı ve onun artık birer mafya teşkilatına dönüşmüş siyasal iktidarları, salgını durdurmaya sönümlendirmeye çalışmak yerine, yayılması için gereken tüm tedbirleri aldılar.

Salgını, tekeller arası rekabette avantaj sağlamak, kitle kontrolü ve yaşlı nüfustan kurtulmak için fırsata çevirdiler. Her biri bir tekele, başlarındaki bilim insanları ise CEO’lara dönüşmüş ilaç ve aşı şirketleri ile hastaneler sermayelerini büyütebilsinler diye, hastalığın yayılmasına açıktan göz yumuldu. Ne kadar çok hasta, o kadar çok müşteri demekti. Bundan başka, salgının pandemiye dönüşmesi, 8 milyarlık müşteri pazarıydı ki her kapitalist için böyle büyük bir pazar cennetin bu dünyada kurulmasıdır. 

Salgını durduracak nitelikte tek bir önlem almadılar. Yarım yamalak, anlamsız, saçma kısıtlamalarla “sürü bağışıklığı” politikasını uyguladılar. Önlem adı altında hizmet sektöründeki küçük işletmeler kapatılırken üretim sektörü açık tutuldu ve işçiler işe gidip gelirken toplu taşıma araçlarında, çalışırken fabrikalarda virüse maruz kaldı. 

Turizm geliri sağlansın diye, yazın oteller açıldı, sahiller doldu taştı. Böylece virüs yayılabileceği tüm koşulları hazır olarak buldu. Eğer konuşma yeteneğine sahip olsaydı, virüs sokaklarda “yaşasın kapitalizm, yaşasın ahmaklık” diye neşeyle bağırırdı. 14 aydır yarım yamalak önlemlerle oluşan ekonomik zarar, 2 aylık tam kapanmayla oluşacak olandan katbekat fazladır ve özellikle hizmet, eğlence sektöründe çalışan işçiler ve aileler açlıkla karşı karşıya kalmışlardır. Fakat bu sürede en zengin yüzde birlik kesimin serveti birkaç kat büyümüştür. Örneğin Elen Musk’ın 20 küsür milyarlık serveti, pandemi boyunca 8-9 ayda 150 milyar doların üzerine çıkarak onu dünyanın en zengin kişisi yapmıştır. Pandemi işçi ve emekçiler için, uygulanan politikalar nedeniyle, yıkım getirmiş, kapitalistlere ise servet yağdırmıştır. 

Süper Virüse Doğru 

RNA virüslerinin hızla çoğaldığını evrim ve mikrobiyoloji ile ilgilenen tüm bilim insanları söylüyor. Retrovirüsler bir organizma içinde, işgal ettikleri hücreleri, kendi RNA’sındaki bilgileri insan DNA’sında yazdırarak, kendi kopyalarını üretmeye zorlar. Ancak her kopya eksiksiz olmaz. Kimi kopyalar orijinalinden bir parça farklılık içerir. Farklı olan kopyalar da bir parça farklılık içeren kopyalarla çoğalırken farklılıklar belli bir miktarda mutasyon oluşturur. Her mutasyon, virüste önemli bir değişiklik yaratmaz ancak mutasyon sayısı çoğaldıkça virüsün kimi özelliklerinin değişme olasılığı artar. Örneğin bulaşıcılığı artar, vücut savunma sistemlerinden daha kolay kaçabilir ya da tam tersi… Bir virüs ne kadar çok insana bulaşırsa çoğalması çok daha fazla artacağından -çünkü insan toplum biçiminde yaşar ve temas yüksek olur- mutasyon ihtimali de o kadar çok artar. Bulaştığı insan sayısı arttıkça, çok fazla değişik yaşam ortamı ile tanışan virüsün, bu ortamlarda karşılaştığı dirençlere karşı mutasyon geliştirme olasılığı da yükselir. 

Covid 19, dünyanın dört bir yanında milyonlarca insana bulaşarak tam da aradığı cenneti bulmuştur ve bunu yarım yamalak önlem alarak ya da hiç önlem almayarak burjuva devletler sağlamıştır. Daha 1 yıl içinde virüsün yüzlerce mutasyonu oluşmuştur ve bunlardan onlarcası çok daha hızlı bulaşma özelliği kazanmış, bir kısmı da daha öldürücü hale gelmiştir. Eğer tüm dünyada, kitlelerin temel ihtiyaçları karşılanarak tam kapanmayla birlikte yaygın aşılama yapılmazsa, kısa süre içinde var olan aşılar işe yaramaz hale gelecek ve virüsün süper olmaya doğru gelişimi hızlanacaktır. Böyle bir durumda, bu tür felaketleri öngörerek senaryolaştıranların yaptıkları filmlerdeki sahneler, yaşayacaklarımızın yanında çok basit kalacaktır. Böyle bir durum uzak değildir. Kapitalizm, insanlığın distopyası olduğunu, son yaşananlarla ortaya koymuştur. 

Kapitalizmin Doğası Distopiktir 

Bu tablodan çıkış mevcut sistemde mümkün değildir. Virüs hızlanarak yayılmaya devam ediyor. Hemen her ülkede onbinleri geçen ölü sayısı ve milyonları bulan vaka sayısına rağmen etkili önlem alınmıyor. İlan edilmeyen, “sürü bağışıklığına” bırakılmış olan salgından hem hastalık bulaşı ve ölüm olarak hem de işsiz kalıp açlığa mahkum olarak en büyük zararı işçi sınıfı ve emekçi halk görüyor. 

İlaç tekelleri, geliştirdikleri aşının bilgilerini, böyle bir salgın ortamında dahi, patent yoluyla saklayarak, aşıyı azami kar aracına çeviriyorlar. Kapitalizmin doğası tam da budur. Bu nedenle gerekli miktarda aşı, gerekli zamanda üretilemiyor ve virüsün aşıya karşı direnç geliştirme olasılığı yükseliyor. Emperyalist devletler ihtiyaçlarının 2-3 katı aşı siparişi vererek, bağımlı ülkelerin aşıya ulaşımını geciktiriyorlar. Bundan daha ahmak bir tutum yoktur. Zira pandemi eş zamanlı olarak tüm dünyada durdurulamazsa virüs dolaşmaya, çoğalmaya, direnç geliştirmeye devam edeceğinden ellerindeki fazla aşıda hiçbir işe yaramayacak!

Kapitalist emperyalizm, dünyanın tüm köşelerini, meta-sermaye dolayımıyla birbirine bağlamıştır. Hiçbir burjuva devlet, kendi başına ekonomisini kapatamaz. Kapatırsa pazar kaybeder. Bu yüzden pandemiyi durdurabilmek için bütün ülkeler aynı anda kapanmalıdır. Kapanacak süre boyunca herkesin yiyecek, su, enerji sorununu çözmek, hızlı test-tarama yoluyla tanı koymak, tanıları, tedaviye, temaslıları da karantinaya almak, çok değil bir buçuk iki ay içinde pandemi’ nin kontrol altına alınıp yok edilmesi için yeterli olacaktır. Ancak burjuva devletlerin böylesi bir organizasyonu gerçekleştirebilecek örgütlenmeleri yoktur. Onlar felaket önleme değil, felaketten kar elde etme üzerine kuruludur. Sermaye sınıfı böyle bir organizasyonun ücretini ödemektense milyarlarca insanın ölmesini yeğler. 2 ay üretimi durdurmak, 2 ay artı değere el koyamamak demektir. Bunu göze alabilecek tek bir kapitalist bulunmaz. Tam da bu yüzden, kapitalist uygarlık, işçi ve emekçiler için barbarlıktan başka bir şey değildir. 

Distopyadan Çıkış 

Pandeminin başladığı dönemde insanlar, burjuva devletlerden kendilerine bir fayda gelmeyeceğini görerek, birbirlerine sahip çıkmaya, dayanışma geliştirmeye başladılar. Yaratıcı, esin verici pek çok dayanışma biçimi gördük. Çin Wuhan’ da akşamları atılan “Diren Wuhan” sloganları, İtalya’da balkon konserleri, ülkemizde 65 yaş üstü insanların ihtiyaçlarının karşılanması, evlerinin önünde şarkılar söylenerek doğum günlerinin kutlanması gibi örnekler, sosyokültürel dayanışmanın en az maddi ihtiyaçlar için dayanışma kadar gerekli olduğunu gösterdi. Dayanışma biçimleri, muhalif belediyelerin çalışmalarıyla da genişledi ve kısa bir anda olsa kitlelerin dayanışmasıyla iç içe görünüm kazandı. Ancak onlara tabi olmayan biçimlerle genişlemeye devam etmesi, sermaye partilerinde alarm zillerinin çalmasına neden oldu. Dayanışmanın kitlelerden kitlelere doğru gerçekleşip yayılması, kalıcı ve siyasal biçimler yaratılmasını da kaçınılmaz kılacaktı. Buna izin verilemezdi. Siyasal iktidar hızlı refleks göstererek dayanışma kampanyalarını valilik iznine bağladı, muhalif belediyelerin yardımlarını dahi yok saydı, yasakladı. Ardından medya devreye girdi. Başlangıçta, kitlelerin dayanışmasını öven ve haber bültenlerinde sıkça yer veren medya, bunları önce sessizce yayından aldı. Ardından vakalar arttıkça iktidara yönelen tepkilerin yönünü de değiştirmek için, haberlerde önlemlere uymayan sorumsuz vatandaş görüntüleri yayınlamaya başladılar. Maske takmayan birkaç kişinin polislerce kovalanması, kumar oynatılan birkaç mekanın polis tarafından basılması gibi tekelci medya için “iç gıcıklayıcı” görüntülerle kimsenin önlemlere uymadığı düşüncesi usulca hakim hale geldi. Bu da dayanışmayı görünmez kıldı ve güdükleştirdi. 

Dayanışmanın güdükleşmesi, burjuva sınıfının “sürü bağışıklığı” politikasını da normalleştirdi. Hatta absürt yasaklar nedeniyle buna duyulan tepkiler, sürü bağışıklığının sanki kitlelerin isteğiymiş gibi görünmesini sağlamaya başladı ve Mart ayından itibaren salgın adeta patladı. 

Emekçi sınıflar için mesele sağ kalmak, yarına çıkmaktır artık. Bu yüzden sınıf dayanışması yaşamsaldır. İşçi sınıfının dağınık, örgütsüz oluşu, öncü perspektif sorunu yaşanıyor olması dayanışmayı zorlaştırıyor görünse de fabrika ve işçi semtlerinden atılacak küçük adımlar bile bir anda çığa dönüşecektir. Basit-karmaşık demeden dayanışmayı sınıf olarak gerçekleştirmek, hayatta kalmak için muazzam bir mevzi oluşturmak anlamına gelecektir. Ve ancak bu mevzi oluşturulduğunda, salgını önlemek için yapılması gerekenleri tekelci sermayeye dayatmak mümkün olacaktır. 

Salgını ancak işçi sınıfı önleyebilir. Bunun için önce şalteri indirmek, ve tam kapanmayı sağlamak gerekiyor. Kapanma sırasında gıda, su, enerji dağıtımı, hastalar için tedavi-ilaç erişiminin sağlanması, ve tüm nüfusun hızla taranarak, hasta olanların tedaviye, temaslı olanların karantinaya alınması, ölümlerin en alt seviyeye çekilmesi de ancak işçi sınıfının şalteri indirecek gücü ile mümkün olacaktır. Yine ancak bu yolla, patentin kaldırılarak, her türlü bilginin paylaşılması ve aşı ile ilaçların dünyanın her yerinde üretilmesi tekellere kabul ettirilebilir. İnsanlığın geldiği bu aşamada öncelikle sağlık-yaşam olmak üzere her türlü patent ve bilgi saklanması halk düşmanlığıdır. İşçi sınıfı, ancak kendisi için sınıf olduğunda, sınıf olarak hareket ettiğinde her türlü düşmanlığa alt edecektir. 

Bu nedenle hiçbir dayanışma biçimini küçümsemeden, esas olanın siyasal dayanışma, işçi sınıfının siyasal birliği olduğunu akıldan çıkarmadan, insanı ilgilendiren, hayata dair her soruna el atmak zorunludur. Pandemiye karşı basit ama etkin adımlar atılarak bu distopya’dan çıkış için de adım atılmış olacaktır. Bu göründüğü, söylendiği kadar kolay olmasa da sanıldığı kadar zor değildir!..

15 Nisan 2021 

Erol Zavar, Bolu F Tipi Hapishanesi 

Mahmut Soner Elazığ Yüksek Güvenlikli Hapishane

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*